2 Kasım 2018 Cuma


Prostat kanseri: Epidemiyoloji, Etyoloji, Tarama, Evreleme

Bu makale Türk Urolojı Yeterlilik kursu 14. sertifikasyon sınavlarına hazırlık kursu için hazırlanmıştır. 

1-Prostat kanseri epidemiyolojisi: Kalp-damar hastalıkları ve kanser dünyanın birçok bölgesinde en önemli 2 ölüm nedenidir. Kanser açısından 2018 yılında 18.1 milyon yeni kanseri vakası tespit edilecek ve 9.6 milyon kişi kanser nedeni ile hayatını kaybedecektir.(1) Erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseri (%14.5) olup, bu kanser türü ayni zamanda en sık kansere bağlı olum nedenidir. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türleri şu şekildedir. Prostat (%13.5), kolorektal (%10), mide (%7.2), karaciğer (%6.3), mesane (%4.5), özefagus (%4.2), non-Hodgkin lenfoma (%3), böbrek (%2.7), losemi %2.6) ve digerleri (%30.6).(1) Bu hali ile tüm erkek kanserlerinin %20.7’sini urogenital kanserler oluşturmaktadır. Diger taraftan erkeklerde kansere bağlı ölümlerde ise sırası ile akciğer (%22), karaciğer (%12), mide (%4.5), kolorektal (%9), prostat (%6.7), özefagus (%6.6), pankreas (%4.6), lösemi (%3.3), mesane (%2.8) ve non-Hodgkin lenfoma (%2.7) gelmektedir. Bu hali ile prostat kanseri tüm dünyada en sik 2. kanserken, kansere bağlı ölümlerin en sik 5. nedenidir. (1)
      Ülkemiz Global Cancer Incidence, Mortality and Prevelance (GLOBOCAN) verilerinin değerlendirilmesinde Batı Asya bölgesinde yer almaktadır. Bu bölgede erkeklerde en sık görülen kanser türü, Asya’nın diğer bölgelerinde olduğu gibi akciğer kanseridir. Akciğer kanseri aynı zamanda en sık kansere bağlı ölüm nedenidir. Aslında dünyanın geriye kalan bölgeleriyle kıyaslandığında, Batı Asya’da prostat kanseri insidansı ve mortalitesi dünyanın daha gelişmiş bölgelerine göre daha düşüktür.(1) Örneğin, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da prostat kanseri insidansı ve mortalitesi sırası ile 86.4/100.000, 10.2/100.000[1] ve 85.7/100.000, 13.5/100.000 iken, Batı Asya coğrafyasında bu rakamlar 26.9/100.000 ve 8.0/100.000 olarak tespit edilmiştir. Bu hali ile gelişmiş Batı ülkelerinde prostat kanseri prevalansı, bize göre yaklaşık olarak 3.5 kat daha fazladır. Bir Amerikan erkeğinin hayatı boyunca prostat kanseri tanı alma riski %16, prostat kanserinden ölme riski %2.5 olarak hesaplanmıştır.(2)
        Türkiye’de ise 2015 yılına ait verilere göre ilk 10 kanserin sıklık sırasına göre dağılımı şu şekildedir.(3) Akciger (%21.0), prostat (%12.9), kolorektal (%9.3), mesane (%9.1), mide (%5.8), non-Hodgkin lenfoma (%2.8), böbrek (%2.7), tiroid (%2.7) larenks (%2.7), pankreas %2.3).   
Prostat kanseri ve çok yavaş ilerleyen bir kanserdir ve yeteri kadar uzun yasarsa muhtemelen her erkekte prostat kanserinin histolojik kanıtlarına rastlanabilir. Örneğin otopsi verilerine göre 55 yaşındaki bir erkekte %30 oranında prostat kanseri saptanırken; 80 yaşındaki bir erkekte bu oran %60’dir.(4) Bu nedenle çoğu hasta prostat kanseri nedeniyle değil, prostat kanseri ile hayatını kaybedecektir. Nitekim, prostat kanseri bulunan hastaların en sık olum nedeni kardiyovasküler hastalıklardır. (5) Sonraki diğer olum nedenleri ise; diğer kanserler ve solunum yolu hastalıklarıdır. Ancak bunun aksini tespit eden bazı araştırmalar da bulunmaktadır.

2-Prostat kanseri etiyolojisi: Prostat kanserinde bazı risk faktörleri tanımlanmış olup. Bunlardan bazıları şu şekildedir: Yaş: Prostat kanseri tanısı ilerleyen yaş ile birlikte artmaktadır. Ortalama tanı yaşı 69 yıl olup, prostat kanseri tanısı alan erkeklerin %65’i 65 yaşından büyüktür. (6) Bunun yanında, prostat kanseri tanısı 40 yaşın altında 10.000’de 1 iken, 40-49 yaş grubunda 28 hastada 1 ve 60-69 yas arasında 14 hastada 1 olarak saptanmaktadır.(6) Aile hikâyesi: Babasında veya kardeşinde prostat kanseri bulunan hastaların prostat kanseri tanısı alma riski 2 kat artmaktadır. Bunun yanında aile bireylerinin 55 yaşından önce tanı alması veya 3 veya daha fazla akrabanın prostat kanseri tanısı alması o bireyi daha da riskli hale getirmektedir. Bunun yanında, annesinde meme ve over kanseri bulunanlarda da artmış bir risk söz konusudur. Bu durum için meme ve over kanseri için risk faktörü olan BRCA 1 ve BRCA2 gen mutasyonları sorumlu tutulmaktadır. Irksal faktörler: Özellikle Afrikalı-Amerikalılarda prostat kanseri prevalansı daha yüksek ve prostat kanserinin seyri daha kotudur. Ancak bu durumun, bu popülasyonun sağlık hizmetine ulaşmasındaki zorluğa bağlayanlar da bulunmaktadır. Yaşam süresinin son dekarlarda uzadığı Hindistan ve Cin gibi ülkelerde de prostat kanseri tanısı artmıştır. Obesite: Yüksek BMI değerleri etiyolojisi net olmamakla birlikte prostat kanseri ile ilişkili bulunmuştur. Bunun yanında Batı tarzı beslenme de prostat kanseri ile ilişkilidir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden Çinli’lerde prostat kanseri prevelansı, bu ülkede yasayan beyaz ırktan farklı olarak saptanmazken, Çin’in kırsal kesiminde yasayan Çinli’lerde bu oran yalnızca %2’dir. Bunların haricinde seksüel aktivitenin, vazektominin, alkol kullanımının prostat kanseri gelişimi ile ilişkisi bulunmamaktadır.

3-Prostat kanseri semptomatolojisi: Genellikle prostat kanserinin hastalığa özgü bir semptomu bulunmamaktadır. Günümüzde hastaların çoğu PSA taraması ile tanı almaktadır. Bunun haricinde prostat kanseri, benign prostat hiperplazisine benzer şekilde alt üriner sistem semptomları ile de başvurabilir. Bunlar sık idrara çıkma, noktüri, idrarı başlatmakta veya devam ettirmekte güçlük, dizuri olarak sayılabilir. Prostat kanseri tanısı alan hastaların yaklaşık olarak 1/3’unde bu semptomlardan bir veya daha fazlasının bulunduğu saptanmıştır. Bunun haricinde hastalar hematüri, erektil disfonksiyon ve ağrılı ejakulasyon ile de başvurabilir. Bir çalışmada asemptomatik hastaların %84.6’sinda lokalize hastalık saptanırken, semptomatik hastalarda ise bu oran %74.6 (p<0.001) olarak saptanmıştır.(7)
        Metastatik prostat kanseri ise; oldukça gürültülü bir seyir ile seyreder. Kabaca, prostat kanserinin en sık metastaz yaptığı organ kemiktir. Osteoblastik metastazlar yapan prostat kanserinde kemik metastazları %80 oranında görülür. Kemik metastazlarının temel semptomu kemik ağrısıdır ve genellikle vertebral kemiklerde görülür. Bunun haricinde metastatik prostat kanseri için femur gibi ağırlık taşıyan kemiklerde meydana gelen fraktürlerle de tanı yoluna girilebilir. Vertebral fraktürler meydana geldiğinde hastada spinal kord basısına bağlı olarak bacaklarda güçsüzlük, idrar ve fekal inkontinansı görülebilir. Bu durum acil olup, sekel kalmaması için spinal dekompresyon yapılmalıdır.

4-Prostat kanserinde tanı: Prostat kanseri tanısı transrektal ultrasonografı eşliğinde prostat biyopsisi ile konulmaktadır. Ancak biyopsi kararını verirken bazı tanı araçları gözden geçirilmelidir. Parmakla rektal muayene (PRM) bunlar arasında en basit olanıdır. Prostat kanseri periferal zondan köken aldığı için parmakla rektal muayene (PRM) ile tümör hacmi 0.2 ml’den daha büyük olduğunda tespit edilebilmektedir. Bir çalışmada prostat kanserlerinin %18’e yakın bir kısminin PRM ile tespit edilebildiği bildirilmiştir.(8) European Association of Urology (EAU) kılavuzu hastalara PRM yapılmasını önermektedir.
         Diğer taraftan prostat kanseri tanısındaki en önemli nokta PSA’nın kantitatif olarak serumda ölçülebilmesidir. PSA prostat epitel hücrelerinde yapılan bir glikopreteindir. Prostat kanseri bulunan kişilerde, üretilen PSA’nin artması ve prostat kanserinin PSA’nın prostat asinuslarinda kalmasını sağlayan doku bariyerinin bozulması sonucu, serum PSA seviyesi yüksek olarak bulunur. Ancak buradaki önemli nokta PSA’nın hastalığa özgü değil, organa özgü olmasıdır. Çünkü serum PSA değeri benign prostat hiperplazisi ve prostatit gibi benign durumlarda da yükselmektedir.
           Ayrıca, PSA prostatın çıkarıldığı durumlarda; örneğin radikal prostatektomi’de olduğu gibi; gerçek bir tümör belirteci haline gelmektedir ki; bu durum cerrahi tedaviyi hastalığın takibi açısından avantajlı bir konumda tutmaktadır. PSA’nın klasik olarak sınır (cut-off) değeri 4.0 ng/ml olarak alındığında, herhangi bir kanseri saptama oranı %21, yüksek dereceli kanseri (Gleason skoru ≥8) saptama oranı %51 olarak bulunmuştur. (9) Ancak son donemde, PSA’nın sınır değerini 3.0 ng/ml’ye çekme eğilimi oluşmuştur. Ancak yine de; Prostate Cancer Prevention Trial (PCPT)’ın kontrol grubunun biyopsi sonuçlarına göre; PSA sınır değeri 1.1 ng/ml olarak alındığında bile; tüm prostat kanserlerinin %17’sini, kotu differansiye kanserlerin %5’i kaçırılmaktadır. (10) Bu hali ile PSA’nın sınır değerinin tespiti, her testte olduğu gibi sensitivite ve spesifitenin en uyumlu olduğu değerdir. Örneğin PSA sınır değeri 3.0 ng/ml olarak alındığında sensitivite belirgin olarak artmakla birlikte (herhangi bir kanseri saptama oranı %32, yüksek dereceli kanseri [Gleason skoru ≥8] saptama oranı %68); spesifisite %91’den %85’e düşmektedir.(9)
            EAU kılavuzu ailesinde prostat kanseri hikâyesi olanlara 45 yaşından, olmayanlara ise 50 yaşından sonra serum PSA değerlendirmesi yapılmasını önermektedir. (11) Ancak serum PSA değerlendirmesinin zamanlaması da önem taşımaktadır. PRM, serum PSA düzeyinde hafif bir artış yapmasına karşın (0.26-0.4 ng/ml); yine de PRM sonrası serum PSA düzeylerine bakılabilir.(12, 13) Ancak diğer bazı durumlarda (örneğin uretral girişim veya prostatit gibi) PSA’nın yarılanma ömrü olan 2.2 günü temel alan bir bekleme suresini takiben serum PSA değerinin ölçümünü yapmak faydalı olacaktır. Bunun haricinde ilk serum PSA değeri yüksek olarak bulunduysa; doğrulamak için yapılacak ikinci olçum için şu durumlara dikkat edilmelidir. Ejakulasyondan sonra serum PSA değeri 0.8 ng/ml yükselir ve serum PSA olçumu için 48 saatlik cinsel perhiz gerekir. Ancak PSA ölçümü öncesi rutin olarak cinsel perhiz gerekmez. Bunun yanında 5-alfa redüktaz inhibitörü (dudasteride) kullanan hastalarda 6 aylık kullanımdan sonra, serum PSA değeri %48-57 arasında düşmesi nedeniyle, serum PSA değerinin kabaca 2 ile çarpılması önerilmektedir. Yasam beklentisi 10 yılın altında olan hastalara PSA değerlendirilmesi önerilmemektedir.(14)
              PSA’nın etkinliğini artırmak için bazı stratejiler önerilmiştir. Bunlardan birisi PSA’nın zaman içerisindeki artışını temel alan PSA’nın hızıdır (PSA velositesi). Baltimore Longitudal Study of Aging (BLSA) çalışmasının verilerine göre serum PSA değerinin yılda 0.75 ng/ml’den fazla artması, sınır değeri 4.0 ng/ml olarak alınan serum PSA değerine göre daha spesifik (%90’a karşı %60)’tir.(15) PSA hızının değerlendirilmesi için, 12-24 aylık donemde en az 3 defa serum PSA değerine bakılmalıdır. Diğer bir yöntem ise serbest PSA/total PSA oranının değerlendirilmesidir. Ancak bu oran konusunda kesin bir değer bulmak zordur. Örneğin bu oran %25 olarak kabul edildiğinde %8 hastada prostat kanseri saptanırken, bu oran %10 olarak kabul edildiğinde %56 hastada prostat kanseri saptanmaktadır.(16)
Diğer önemli testler Phi skoru ve 4 Kallikrein (K) testidir. Phi skoru temelde bir matematiksel formül olup, PSA’nın proenzimi olan proPSA’nin spesifik bir formu olan [-2]ProPSA’nin serbest PSA ve total PSA ile birlikte kullanımı ile hesaplanmaktadır. Phi skorunun area under curve (AUC) değeri şu ana kadar bildirilen en iyi değerlerden birisi olup (0.70-0.77), The National Comprehensive Network  (NCCN) kılavuzunda serum PSA değeri 3-10 ng/ml arası olan hastalarda özellikle de ilk biyopsisi negatif ise önerilmektedir.(17) Bunun haricinde son donemde gündeme gelen diğer bir test olan 4K testi total PSA, serbest PSA, intakt PSA ve human kallikrein related peptidaz 2’yi bir araya getirmekte ve temelde agresif kanserlerin tespit edilmesine odaklanmaktadır. Bu laboratuvar analizlerine matematiksel formül için; yaş, PRM bulgusu ve daha önce negatif biyopsi varlığı da eklenmektedir. Son dönemde yapılan bir çalışmada, Gleason 7 kanserler için AUC değeri 0.82 olarak saptanmıştır. NCCN kılavuzu 4K skorunu Phi skoru ile benzer endikasyonlarda önermektedir.(18)
            Bunların haricinde risk hesaplayıcılar da; biyopsi kararını vermede önemli bir araçtır. Örneğin son dönemde yapılan bir metaanalizde, yaygın kullanımda olan 6 adet risk hesaplayıcının (Prostatacalss, Finne, Karakiewicz, PCPT. Chun, ERSPC RC3) prostat kanserini, tek başına serum PSA değerine göre daha iyi predikte ettiği bulunmuştur.(19) Bu 6 risk hesaplayıcısının AUC değerleri sırası ile 0.78, 0.74, 0.74, 0.66, 0.76, 0.79 olarak bulunurken, bu rakam tek başına PSA için 0.66 olarak tespit edilmiştir. Bunlar arasından klinik önemli prostat kanserini predikte etmek için yeterli örneklem büyüklüğüne sahip (5 çalışma) tek araç PCPT risk hesaplayıcısı olarak bulunmuştur (0.71’e karsi PSA icin 0.66)[2]. Son donemde ERSPC veritabanına multiparametrik manyetik rezonans görüntüleme (MRI) verilerinin eklenmesi ile oluşturulan yeni bir risk hesaplayıcısı da kullanıma girmiştir. Bu risk hesaplayıcısının AUC değeri yüksek dereceli kanserler için daha da yükselmiştir (0.85).(20)

5-Tarama: Tarama (screening), semptomsuz hastalarda morbidite ve mortaliteyi azaltmak amacı ile hastalığın daha erken donemde aranmasıdır.(21) Tarama daha erken kanser tanısıyla daha fazla şifa ve negatif test sonuçları ise; rahatlama sağladığı için faydalıdır. Ancak bunun yanında göz ardı edilmemesi gereken bazı zararları da bulunmaktadır. Örneğin, prognozun değişmediği durumlarda daha uzun hastalık suresi, yavaş ilerleyen kanserlerde fazladan tedavi riski, yanlış negatif test için yanlış rahatlama ve hatalı test sonuçları olanlar için ankiyete gelişimi olarak sayılabilir. Taramanın bu potansiyel zararlarının tamamı prostat kanseri için de geçerlidir. Bu nedenle ülkemizde yalnızca meme, serviks ve kolorektal kanserlerde ulusal tarama programı bulunmaktadır. Birçok ülke gibi ülkemizde de; prostat kanseri ile ilgili tarama program bulunmamaktadır ve bu konuya kaynak ayrılması önemli bir tartışma konusudur.
        Tarama konusunu tartışmalı hale getiren bu konuda yapılmış sınırlı sayıdaki çalışmadır. Bunlardan birincisi Avrupa kaynaklı olup (European Randomised Study of Screening for Prostate Cancer [ERSPC]), bu çalışmada 13 yıllık takip sonucunda prostat kanseri mortalitesinde %21 oranında azalma (RR 0.79 %95 CI 0.69-0.91) bildirilmiştir.(22)[3] Ancak toplam mortalite bir değişiklik olmamıştır (RR 1.0 %95CI 0.98-1.02) Ancak bu ve bunun gibi çalışmalardaki temel sorun, kontrol grubundaki hastaların da; bir şekilde serum PSA değerlendirmesi yaptırmasıdır. Dahası ERSPC çalışmasında tarama grubuna alınan hastaların %24’ü serum PSA değerlerinin ölçülmesine gelmemiş, prostat kanseri tanısı alan hastaların %24’u ise; küratif tedavi almamıştır. Prostat kanseri mortalitesinde benzer bir düşüş (RR 0.56 %95CI, 0.39-0.82) The Goteborg, Sweden Randomised Population Based Prostat Cancer Screening Trial’da da görülmüştür. (23)
     Diger taraftan ABD’nde yapilan Prostate, Lung, Colorectal, Ovarian (PLCO) Cancer Screening Trial’da 15 yıllık takip suresinde prostat kanserine bağlı mortalitede (RR 1.04 %95 CI 0.87-1.24) ve toplam mortalitede (RR 0.98 %95CI 0.95-1.00) herhangi bir azalma görülmemiştir. (24) Bu çalışmada, kontrol grubundaki hastaların serum PSA değerlendirmesine gitme oranının %80’ler civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu konuda yapılmış olan 5 randomize kontrollü çalışmanın (toplam 341.342 hasta) verilerini kullanan bir Cochrane derlemesi de prostat kanserine özgü mortalitede bir farklılık saptamamıştır (RR 0.95 %95 CI 0.86-1.07). (25)
       Sonuçta Üroloji, Medikal Onkoloji ve ilişkili dernek ve kuruluşların çoğu prostat kanseri taramasını önermemektedirler. Bu konuda ABD’nde önemli bir organizasyon olan US Preventive Services Task Force 2011 yılında verdiği kararla ABD’ndeki ana sağlık hizmeti tedarikçilerine PSA’yı temel alan bir tarama programının aleyhinde (öneri seviyesi D) olduğunu bildirmiştir. Burada amaç prostat kanserine bağlı aşırı tanı ve bununla ilişkili sorunları önlemektir. Ancak bu organizasyon 2017 yılında 55-69 yas aralığında, öneri seviyesini C’ye çekmiş; yani isteyen erkeklere PSA taramasının getireceği yararlar ve zararlar (özellikle aşırı tanı ve ilişkili yan etkiler) tartışıldıktan sonra[4] sonra PSA değerlendirmesinin yapılabileceğini bildirmiştir. Ancak 70 yaşından büyük hastalara öneri seviyesi halen D’dir. Bunun değişikliğin temel nedeni; bu konudaki çalışmaların takip suresinin (13-15 yıl) uzayan insan ömrü ile birlikte yetersiz kalması, prostat kanserinin yavaş seyri düşünüldüğünde eldeki verilerin; örneğin 50 yaşındaki bir insanın önündeki 30 yılı predikte edememesidir.(26)

6-Risk sınıflaması ve evreleme: Prostat kanserinin tedavisi son iki dekadda önemli bir evrim geçirmiştir. Eskiden prostat kanseri bulunan tüm hastalar tedavi edilirken; günümüzde progrese olabilecek hastalar tedavi edilmektedir. Böylece cerrahi tedavi de; daha ileri prostat kanserlerinin tedavisine doğru yön değiştirmiştir.
          Ancak burada temel sorun hangi hastaların progrese olacağının ortaya konulmasıdır. Bu amaçla aslında radyasyon onkologlarının ortaya attıkları ve progresyonu biyokimyasal nüks olarak öngören bir risk sınıflaması kullanılmaktadır. Bu risk sınıflaması tedavi kararını vermede, hastanın serum PSA düzeyini ve çok önemli olan prostat biyopsisi patolojisini içermeyen ve tek başına hastalığın anatomik yayılımını temel alan TNM sınıflamasına göre daha faydalıdır.[5] Bu sınıflamanın kullanımı ana Üroloji dernekleri tarafından da önerilmektedir. Tablo 1’de prostat kanseri risk grupları ve önerilen tedavi alternatifleri verilmiştir. Bunun haricinde prostat kanseri kabaca lokal, lokal ileri (klinik T3-T4 ve Lenf nodu pozitif hastalar) ve metastatik hastalık olarak da sınıflandırılabilir.
Prostat kanserinin evelemesi konusunda EAU kılavuzu şu önerilerde bulunmaktadır.(11) Düşük riskli hastalıkta hastalığın evelemesi amacı ile herhangi bir görüntüleme yöntemi önerilmezken; orta riskli grupta Gleason pattern 4’ü dominant olan hastaların lokal evelemesi için multiparmametrik MRI önerilmektedir. Bunun yanında ayni hasta grubuna metastatik hastalığın değerlendirilmesi için abdominopelvik görüntüleme ve kemik değerlendirmesi de önerilmektedir. Benzer şekilde yüksek riskli hastalıkta lokal evreleme için multiparametrik MRI önerilirken metastatik hastalığın değerlendirilmesi için abdominopelvik görüntüleme ve kemik değerlendirmesi önerilmektedir. Kemik değerlendirmesi için moleküler gorüntüleme giderek ağırlık kazanmaktadır.

Tablo 1: Prostat kanseri risk sınıflaması ve tedavi alternatifleri (NCCN Prostat kanseri 2017 kılavuzundan adapte edilmiştir)
Çok Düşük
Düşük
Orta
Yüksek
Çok Yüksek
-T1c
-Gleason skor≤6
(Gleason grade grup 1)
-PSA<10ng/ml
-biyopside ≤2 pozitif kor sayısı, her birinde %50 den az kanser
-PSA dansitesi<0.15ng/ml/g
- T1 – T2a
-Gleason skor≤6 (Gleason grade grup 1)
-PSA<10ng/ml

-T2b-T2c
-Gleason skoru 3+4=7 (Gleason grade grup 2)
ya da
-Gleason skoru 4+3=7 (Gleason grade grup 3)
-PSA 10-20ng/ml
-T3a
-Gleason skoru 8
 (Gleason grade grup 4)
- Gleason skoru 9-10 (Gleason grade grup 5)
-PSA>20ng/ml
-T3b-T4
-Primer Gleason grade 5 (Gleason grade grup 5)
->4 parçada Gleason 8-10 olması (Gleason grade 4 veya 5)
Yaklasim alternatifleri
≥20 yıl
Aktif izlem
veya
Radikal radyoterapi veya brakiterapi
veya
Radikal prostatektomi
10-20 yıl
Aktif izlem
< 10 yıl
Yalnızca gözlem

≥10 yıl:
Aktif izlem
veya
Radikal radyoterapi veya brakiterapi
veya
Radikal prostatektomi
< 10 yıl
Yalnızca gözlem

≥10 yıl:
Radikal prostatektomi
veya
Radikal radyoterapi + androjen çekilme tedavisi (4-6 ay)
< 10 yıl
Radikal radyoterapi + androjen çekilme tedavisi (4-6 ay)
veya
Yalnızca gözlem

Radikal prostatektomi
veya
Radikal radyoterapi + androjen çekilme tedavisi (2-3 yıl)
veya
Radikal radyoterapi +
Brakiterapi ±
androjen çekilme tedavisi (2-3 yil)


Radikal prostatektomi
(seçilmiş vakalarda)
veya
Radikal radyoterapi + androjen çekilme tedavisi (2-3 yıl)
veya
Radikal radyoterapi +
Brakiterapi ±
androjen çekilme tedavisi (2-3 yıl)
veya
Androjen çekilme tedavisi veya yalnizca gözlem
(definitif tedavi adayı olamayanlar için)

Referanslar
1.           Bray F, Ferlay J, Soerjomataram I, Siegel RL, Torre LA, Jemal A. Global cancer statistics 2018: GLOBOCAN estimates of incidence and mortality worldwide for 36 cancers in 185 countries. CA: a cancer journal for clinicians. 2018.
2.           Ries LAG. Melbert D KMeaESCSR, 1975-2004. National Cancer Institute, Bethesda, MD 2007. https://seer.cancer.gov/archive/csr/1975_2004/ adresinden bulunabilir.
3. https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanserdb/istatistik/Turkiye_Kanser_Istatistikleri_2015.pdf.
4.           Bell KJ, Del Mar C, Wright G, Dickinson J, Glasziou P. Prevalence of incidental prostate cancer: A systematic review of autopsy studies. International journal of cancer. 2015;137(7):1749-57.
5.           Riihimaki M, Thomsen H, Brandt A, Sundquist J, Hemminki K. What do prostate cancer patients die of? The oncologist. 2011;16(2):175-81.
7.           Miller DC, Hafez KS, Stewart A, Montie JE, Wei JT. Prostate carcinoma presentation, diagnosis, and staging: an update form the National Cancer Data Base. Cancer. 2003;98(6):1169-78.
8.           Richie JP, Catalona WJ, Ahmann FR, Hudson MA, Scardino PT, Flanigan RC, et al. Effect of patient age on early detection of prostate cancer with serum prostate-specific antigen and digital rectal examination. Urology. 1993;42(4):365-74.
9.           Wolf AM, Wender RC, Etzioni RB, Thompson IM, D'Amico AV, Volk RJ, et al. American Cancer Society guideline for the early detection of prostate cancer: update 2010. CA: a cancer journal for clinicians. 2010;60(2):70-98.
10.         Thompson IM, Ankerst DP, Chi C, Lucia MS, Goodman PJ, Crowley JJ, et al. Operating characteristics of prostate-specific antigen in men with an initial PSA level of 3.0 ng/ml or lower. Jama. 2005;294(1):66-70.
12.         Chybowski FM, Bergstralh EJ, Oesterling JE. The effect of digital rectal examination on the serum prostate specific antigen concentration: results of a randomized study. The Journal of urology. 1992;148(1):83-6.
13.         Effect of digital rectal examination on serum prostate-specific antigen in a primary care setting. The Internal Medicine Clinic Research Consortium. Archives of internal medicine. 1995;155(4):389-92.
14.         Roehrborn CG, Marks LS, Fenter T, Freedman S, Tuttle J, Gittleman M, et al. Efficacy and safety of dutasteride in the four-year treatment of men with benign prostatic hyperplasia. Urology. 2004;63(4):709-15.
15.         Carter HB, Pearson JD, Metter EJ, Brant LJ, Chan DW, Andres R, et al. Longitudinal evaluation of prostate-specific antigen levels in men with and without prostate disease. Jama. 1992;267(16):2215-20.
16.         Catalona WJ, Partin AW, Slawin KM, Brawer MK, Flanigan RC, Patel A, et al. Use of the percentage of free prostate-specific antigen to enhance differentiation of prostate cancer from benign prostatic disease: a prospective multicenter clinical trial. Jama. 1998;279(19):1542-7.
17.         Filella X, Gimenez N. Evaluation of [-2] proPSA and Prostate Health Index (phi) for the detection of prostate cancer: a systematic review and meta-analysis. Clinical chemistry and laboratory medicine. 2013;51(4):729-39.
18.         Parekh DJ, Punnen S, Sjoberg DD, Asroff SW, Bailen JL, Cochran JS, et al. A multi-institutional prospective trial in the USA confirms that the 4Kscore accurately identifies men with high-grade prostate cancer. European urology. 2015;68(3):464-70.
19.         Louie KS, Seigneurin A, Cathcart P, Sasieni P. Do prostate cancer risk models improve the predictive accuracy of PSA screening? A meta-analysis. Annals of oncology : official journal of the European Society for Medical Oncology. 2015;26(5):848-64.
20.         Alberts AR, Roobol MJ, Verbeek JFM, Schoots IG, Chiu PK, Osses DF, et al. Prediction of High-grade Prostate Cancer Following Multiparametric Magnetic Resonance Imaging: Improving the Rotterdam European Randomized Study of Screening for Prostate Cancer Risk Calculators. European urology. 2018.
22.         Schroder FH, Hugosson J, Roobol MJ, Tammela TL, Zappa M, Nelen V, et al. Screening and prostate cancer mortality: results of the European Randomised Study of Screening for Prostate Cancer (ERSPC) at 13 years of follow-up. Lancet (London, England). 2014;384(9959):2027-35.
23.         Hugosson J, Carlsson S, Aus G, Bergdahl S, Khatami A, Lodding P, et al. Mortality results from the Goteborg randomised population-based prostate-cancer screening trial. The Lancet Oncology. 2010;11(8):725-32.
24.         Pinsky PF, Prorok PC, Yu K, Kramer BS, Black A, Gohagan JK, et al. Extended mortality results for prostate cancer screening in the PLCO trial with median follow-up of 15 years. Cancer. 2017;123(4):592-9.
25.         Ilic D, Neuberger MM, Djulbegovic M, Dahm P. Screening for prostate cancer. The Cochrane database of systematic reviews. 2013(1):Cd004720.
26.         Cooperberg MR. The New US Preventive Services Task Force "C" Draft Recommendation for Prostate Cancer Screening. European urology. 2017;72(3):326-8.


[1] Kanser sıklığı toplumda yüksek sıklıkta olmadığı için elde edilen rakamların daha rahat ifadesi için 100.000 katsayısı ile çarpılarak konuşulmaktadır.
[2] AUC 0.80 %44 sensitiviteye, AUC 0.66 %21 sensitiviteye tekabül etmektedir. Bu nedenle risk hesaplayıcıları kullanmak prostat kanserini predikte etmek açısından daha avantajlıdır.
[3] ERSPC çalışmasında serum PSA değerlendirmesi ve PRM 4 yılda bir yapılırken, PLCO’sa senelik olarak  yapılmıştır.
[4] Shared decision making
[5] Prostat kanserinin TNM siniflamasi ana Uroloji derneklerinin kilavuzlarinda rahatlikla bulunabileceginden burada verilmemistir.